Elmayı Çalan Kuş

Elmayı Çalan Kuş

Zamanın birinde bir kral yaşarmış. Bu kralın üç tane de oğlu varmış. Kralın memleketi bolluk içindeymiş. Kral çok yardım severmiş. Günün birinde yaşlı bir adam, krala bir elma fidesi vermiş.

“Kralım bu fide çok değerlidir. Bu fidana iyi bak. Vereceği meyvelerin tadının eşi benzeri yoktur.” demiş.

Kral da yaşlı adamın bu lafı üzerine fideyi en güzel yere diktirmiş. Aradan zaman geçmiş, üç yıl, dört yıl bir bakıyorlar ki üç tane elma vermiş. Kral, bu elmalara gözü gibi bakarmış, her gün gelip gidip kontrol edermiş.

Bir gün bakar ki elmanın biri yok. Kral hemen herkesi sorguya çekmiş, şüphelendiklerini hapse attırmış. Ertesi gün bakar ki bir elma daha yok. Hapistekileri çıkarttırmış. Herkesi sorgulamış. Ertesi gün bakarlar ki son elma da yok olmuş. Kral: “Çaresiz seneyi bekleyeceğiz.” demiş. Ağaç tekrar üç tane elma verince padişah, elma ağacına asker dikmeye karar vermiş. Fakat askerlere güvenememiş.

Çocuklarına siz durun başında, demiş. Büyük oğlan:

“Ben dururum, baba” demiş. Ağacın başında beklerken uykuya dalmış, uyanınca bakmış ki elmanın biri yok. Kral, sen bu işi beceremedin, demiş. Ortanca oğlan:

“Baba, dururum.” demiş. Ortanca oğlan da beklerken uyuya kalmış. Elmanın biri daha gitmiş. Kral en sonunda küçük oğluna:

“Bu gece de sen duracaksın.” demiş. Küçük oğlanın da uykusu gelmiş, uyumamak için kolundaki yarasına tuz basmış. Küçük oğlan, beklerken tam sabaha karşı bir kanat sesi duymuş. Kanatları ışıl ışıl bir kuş gelip, son elmayı da koparmış. Oğlan, kuşa ok atmış, ama kuşu vuramamış. Kuşun kanadından bir tüy düşmüş. Tüyü alıp, babasına götürmüş. Kral, kuşu bulmaları için çocuklarını görevlendirmiş.

Büyük oğlu kuzeye, ortanca oğlu doğuya, küçük oğlu da güneye gitmiş. Küçük oğlan, az gitmiş, uz gitmiş dere tepe düz gitmiş, memleketler geçmiş, gördüklerine sormuş. Gören bilen yok. Bir yaşlı adama rastlamış. Adam:

“Bu kuş, dağın tepesinde yaşar.” demiş. Küçük oğlan, tepeyi bulmuş. Kuşun yanına çıkmış, tam kuşu öldürecekken, kuş dile gelmiş.

“Prensim, beni vuracak mısın?” demiş.

“Prens, ya vuracağım ya da seni alıp, götüreceğim.” demiş. Prens kuşu kanadından vurmuş. Kuşu vurunca, güzeller güzeli bir kız olmuş. Prens, kızı almış, babasına götürmüş. Meğer kızın üzerinde bir sihir varmış, o sihir kalkmış. Küçük oğlan, kız ile evlenmiş. Kırk gün, kırk gece düğün yapmışlar. Mutlu, mesut yaşamışlar.

alıntı


DETAYLAR
Kategori : Masallar ve Hikayeler
Ekleme Tarihi : 06.02.2018
Beğeniler: 25
Favoriler: 0
İzlenmeler: 429
rank
favori
like
share
Tebrikler!

Paylaşımınız haftanın en popüler içerikleri arasında.

www.uyur.com/populer/


UYUR - 20:20