Dil Ölümü Nedir?

Dil Ölümü Nedir?

Dilbilimcilere göre XXI. yüzyılın sonuna kadar dünyadaki dillerin en az 3000 tanesi tamamen ortadan kalkacaktır. Bu sayı şu anki dünyada kullanılan dillerin yarısı demektir. Doğanın bir kuralı doğum-ölüm gerçeğindeki gibi “Diller de canlıdır, doğar, büyür, gelişir, değişir ve ölür.” Dillerin ölüm sürecini ele almadan önce dillerin doğumuna, kaynaklarına ve süreçlerine bir göz atmak faydalı olur.

Dil Nedir?

Kısaca dil, insanlar arasında iletişimi sağlayan bir bildirim aracıdır. Biz dilin doğuşunu iki ana kaynaktan öğreniriz. Bu kaynaklardan biri din diğeri ise bilimdir.

Din Kaynaklı Bilgilerle Dilin Doğumu

Dilin doğumu geçmişten günümüze dini söylence, mit ve bilgi kaynakları ışığında şöyle oldu: İçinden çıkamadığı durumlar karşısında, kadere inanarak kimsenin itiraz edemeyeceği yapılanmalara girdi. İnandığı Yaratıcı kudret tarafından dilin yaratıldığını hatta İlk insan olan Hz. Adem ile Hz. Havva’nın ilk dili kullandığını savunmuşlar. Rivayete göre bu soydan gelenlerin tamamı tek bir dili kullanıyordu. Bir gün, yaratıcıya ulaşmak isteyen iki farklı kavim iki kule yapmaya karar verirler ve bu sırada tartışırlar. Gökyüzünden gelen kudretli bir ses! “Benim karşıma gelmek için çıktığın bu ulu yolda bile menfaatlerin için çatıştın. Bundan sonra her kavim farklı dil kullanacak diye” emretmiş. Farklı dilleri kullanan insanoğlu iletişim kurması söz konusu olmadığından, çatışmaların önüne geçildiği rivayet edilmiş. İlk dilin ve farklı dillerin doğumu böyle gerçekleşmiş. Tabii ki bilimin asla kabul etmeyeceği bir tanımlama şeklidir bu.

Bilimsel Olarak Dilin Doğuşu

Dilbilimcilerin neredeyse tamamının vardığı ortak kanaat şudur: Dilin doğuşu, ilkel insanın temel ihtiyaçlarının giderilmesinde, tehditler karşısında savunmasında, kendini ifade edecek ses ve hareketleri taklit yolu ile gerçekleşti. İnsan aklının yardımıyla hayvanlar ve çevresel faktörlerden taklit ettiği sesleri geliştirdi. Kendi ana dilinin doğumuna sebep oldu. Sonrasında ise coğrafi konumlara, yöresel etkileşimlere göre diller farklılaştı ve çoğaldı. Buna verilecek en iyi örnek bir bebeğin doğumundan sonraki süreçte ilk olarak çevresindeki sesleri taklit etmesini ve sonrasında konuşmaya başlamasını verebiliriz.

Dillerin Ölüm Süreci ve Nedenleri

Ölü dil tanımını kısaca şöyle yapabiliriz: Dünya üzerinde konuşanının, okuyanının ya da yazanının kalmadığı dil ölü dildir. Dillerin ölüm süreci kimilerinde çok hızlı ve çabuk olurken kimilerinde uzun zamana yayılır. O dili kullanan konuşmacı sayısı az olan toplumlarda, herhangi bir savaş, soykırım, toplu katliam ya da felaket durumlarında o halkın tamamı kayıp verilmiş ise o dil hızlı olarak ölür. Örneğin El Salvador’da 1932’de Salvadoran askerlerinin bir ayaklanmayı bastırmak için, on binlerce yerli köylüyü öldürdüğü bir katliamdan sonra o dilin konuşmacıları kalmadığı için o dil öldü.

Dillerin yavaş yavaş ölme sürecinde ise; çoğunlukla dil konuşanının kendi geleneksel diline göre daha avantajlı olan ikinci bir dili öğrenmesiyle gerçekleşir. Bu şekilde ana dili körelir ve kuşak atlayınca kaybolur. Buna en iyi örnek; Mısır’ın VII. yüzyılda yükselişinin ardından, Mısır’da konuşulan dilin kademeli olarak ortadan kalkmasını verebiliriz. Modernize olmak ve küreselleşme bu süreci hızlandırdı ve dünyanın dört bir yanındaki insanlar, hükümet, ticaret, teknoloji, eğlence ve diplomasi alanlarında kullanılan ortak dilleri benimsemek için şimdiye kadar görülmemiş baskılarla karşı karşıya kaldı.

Ölü dillere örnek vermek gerekirse Akatça, Dalmaçyaca, Katalanik Elamca, Finike dili, Frigce, Urartu dili, Hititçe (Luvice), İyonca, Galatça, Sümerce, Partça, Kenan halklarının konuştuğu diller Etrüskçe, ve Aramice dilini sadece bir kaçı arasında.

Diller İçin Yeniden Doğuş Var mı?

Konuyla ilgilenen dil bilimciler, genellikle dilleri bölgesel veya etnik kimlik olarak yeniden canlandırırlar. İlk akla gelen örnek İbranicedir. İbranice her ne kadar din ve burs dili olarak kullanılmaya devam etse bile II. yüzyılda bir konuşma dili olarak ölen bir dildir. Bu dil XIX. ve XX. yüzyılda modernize edilmiş bir biçimde yeniden canlandırıldı ve şu anda İsrail’deki milyonlarca insanın ilk dili oldu.

Bir dil, konuşulduğu toplumunun kendi ses ahengini, kültürünü, adetlerini gelecek kuşaklara taşıyan tarihi bir mirastır. Bu mirası korumanın yolu, halkın kendi diline sahip çıkması, sağlanan finansal desteklerle korunması ve politik etkilerin bir bütün olarak seferberliği ile gerçekleşir. Dil, o milletin kimliğidir korunmadığı taktirde konuşmacısı olan toplum kaybolmaya mahkumdur.

Kaynakça:

tded.org.tr
türkçebilgi.com

alıntıdır


DETAYLAR
Kategori : Nedir
Ekleme Tarihi : 01.12.2018
Beğeniler: 22
Favoriler: 0
İzlenmeler: 304
rank
favori
like
share
Tebrikler!

Paylaşımınız haftanın en popüler içerikleri arasında.

www.uyur.com/populer/


UYUR - 14:40